Bediüzzaman çok kültürlü ve çok dinli bir cihan devletinde hayata gözlerini açmış biri idi. Klâsik dönem diyebileceğimiz demokrasi öncesi dönemde dinî çoğulculuktan kaynaklanan problemler optimum denilebilecek bir tarzda çözülmüştü. Millet sistemi içinde her din özgürce kendi aidiyetini ve varlığını koruyabilmişti. Ancak hayatın giderek sekülerleşmesi ve dinden bağımsızlaşması devlet-toplum-din ilişkisini klâsik dönemlerdeki ilişkilerden önemli ölçüde farklılaştırmıştı. […]
On dokuzuncu yüzyılda yaşamış Şarkın büyük alimlerindendir. Ömrünün önemli bir kısmı Hizan’ın Tağ Köyünde geçtiği için Tağî (Tahî) nispesiyle anılmıştır. Ayrıca, Nurşinî, Üstad-ı Azam ve Seyda lakaplarıyla tanınıp şöhret olmuştur. Aslen Siirt’in Şirvan ilçesinden olup, daha sonra Nurşin’e yerleşmiş ve büyük hizmetlerde bulunmuştur. Risale-i Nur’da kendisinden övgüyle söz edilmiştir. Yetiştirdiği talebe ve tesis etmiş olduğu […]
Tarafgirlik ve bu sebeple mü’min kardeşine kin ve düşmanlık beslemek, bize göre hatalı olsa bile kardeşimize hata yapma hakkı vermemek, hatta bu konuda Âlemlerin Rabbi’nin ihsan ettiği hürriyete dahi razı olamamak bu zamanın en büyük ferdî ve sosyal hastalıklarından olmalıdır. Pek çok ortak noktaları olan ve çok ulvî bir dâvânın mensuplarım olan insanların memleket idaresi […]