Hayatımızdaki temel bir problemlerden biri, bütün düşüncelerimizin mülk aleminin yatay ilişkileri içinde şekillenmiş olmasıdır. Melekût ve mülkün dikey bağlantısının çoğunlukla yaşantımızdan silindiği bir dünyada yorumlar, düşünceler ve kararlar, genellikle mana-yı ismî bakışının uzantısında şekilleniyor. Eşyayı yalnızca dünya ya da mülk boyutunda algılamak ve menfaat merkezli bir bakış açısı geliştirmek olan dünyevileşme ve pragmatizm, insanlığın asırlardır […]
Bediüzzaman çok kültürlü ve çok dinli bir cihan devletinde hayata gözlerini açmış biri idi. Klâsik dönem diyebileceğimiz demokrasi öncesi dönemde dinî çoğulculuktan kaynaklanan problemler optimum denilebilecek bir tarzda çözülmüştü. Millet sistemi içinde her din özgürce kendi aidiyetini ve varlığını koruyabilmişti. Ancak hayatın giderek sekülerleşmesi ve dinden bağımsızlaşması devlet-toplum-din ilişkisini klâsik dönemlerdeki ilişkilerden önemli ölçüde farklılaştırmıştı. […]
On dokuzuncu yüzyılda yaşamış Şarkın büyük alimlerindendir. Ömrünün önemli bir kısmı Hizan’ın Tağ Köyünde geçtiği için Tağî (Tahî) nispesiyle anılmıştır. Ayrıca, Nurşinî, Üstad-ı Azam ve Seyda lakaplarıyla tanınıp şöhret olmuştur. Aslen Siirt’in Şirvan ilçesinden olup, daha sonra Nurşin’e yerleşmiş ve büyük hizmetlerde bulunmuştur. Risale-i Nur’da kendisinden övgüyle söz edilmiştir. Yetiştirdiği talebe ve tesis etmiş olduğu […]